Güzel Sözleri Yeni Sitesine Hoşgeldiniz 16 Aralık 2018

Cenap Şahabettin Sözleri

cenap şahabettin ile ilgili görsel sonucu
Zaman olur ki mutlu olmak çevreye karşı bir zülüm gibi görünür.
Zaman sana uymazsa sen zamana uy, derler. Bizim zamanımızı düşününce bundan ağır öneri yok.
Zamana oranla insan, hiçbir gün boşalmayacak bir kum saati içinde durmadan bir kum saatidir.
Zamanın en büyük kahrı unutma ve en büyük lütfü de odur.
Zamanın izlemeyen er geç yolunu şaşırır.
Zavallı baş; yaşı kaç olursa olsun daima çocuktur. Rahat uyumak için şefkatten yapılmış bir yastık ister.
Zavallı koyun sürüsü… Çobanı da o besler, çoban köpeğini de, kurdu da, sahibini de…
Zayıfın her durumu gibi iyiliği ve kötülüğü de zayıf­tır.
Zarafetin iki büyük düşmanı çok incelik ve çok kabalıktır.
Zekaları sayesinde geçinenler olduğu kadar, aptallıkları sayesinde geçinenler de vardır.
Zekayı hangi zindana tıksanız kendisine kenarın­dan sıvışacak delik açar.
Zeki adam tepeden tırnağa göz kulaktır.
Zeki adam kitaptan bir yaşam payı ve yaşamdan bir kitap payı çıkarır.
Zeki olmak isteyen, her şeyden önce kendi zekası­nı geliştirmesi gerekir.
Zeki olmak yetmez zeki görünmelidir de…
Zulmü affetmek büyüklük, unutmak küçüklüktür.
Yağmurdan korkanlar kadar da güneşten korkanlar vardır. Ve hepsi şemsiye altında buluşur.
Yağmur ve çamur. Ne temiz bir bulut yerle temas edince ne kadar bulaşık şekiller alıyor.
Yakından baksanız, bir kişinin aç gözlülüğünü bütün insanlık doyuramaz.
Yalan kadar hiçbir hayvan çok doğurgan değildir. Bir yalan en aşağı on yalan doğurur.
Yalancının en gülünç savunması: Doğrusunu söyle­sem inanmayacaktınız.
Yalanı söküp atmadan gerçeği dikmeye kalkışma. Tutmaz.
Yalanın bile değeri görecelidir. Lehimize olursa öve­riz, aksi takdirde adı yerme ve iftira olur.
Yalnız boş durana değil, yararsız iş görene de tem­bel denir.
Yalnız insan değil hiçbir şey kusursuz olamaz. En saf suyun gizli bir tortusu vardır ve arayınca güneşin bile lekeleri bulunur.
Yalnız kendi günahlarını bağışlatmak için dindar olanlar vardır ve belki dindarlar içinde çoğunluğu onlar oluşturur.
Yalnız kendi çıkarını düşünerek dost arayan bedava hizmetçi arıyor demektir.
Yalnız seni sevenleri sevmek sevgi değil, alış veriştir.
Yanan kıvılcım sönük volkandan kuvvetlidir.
Yanlış bildiklerimizi atabilsek beynimizin yükü o ka­dar hafiflerdi ki…
Yanlışların en tehlikelisi ve en yaygını kendini yan­lış tanıtmaktır.
Yaratılıştan kararsız olanlar için her yeni dakika ka­rarsızlığı artıran bir etkendir.
Yararlı işler çok az uzar.
Yarasaya güneşi göstermek saygısızlıktır.
Yarını olmayan başarılar gerçekte gizli yenilgilerdir.
Yasak arzu doğurur.
Yaşadıkça yaşamayı öğrenirsin ve öğrendikçe sa­nırsın ki çok yaşayacaksın.
Yaşamak çok kişi için yiyip içerek ölümü beklemektir.
Yaşamak her saniye biraz ölmektir.
Yaşamak yaşam rüyalarından birinden ötekine uzanmaktır.
Yaşayacak yenilikler ancak eskiyi bilenlerden çıka­bilir.
Yavuz köpek boş yere havlamaz. Ya susar ya ısırır.
Yaya kaldırımı olmayan sokaklarda, evler bana yalınayak gibi gelir.
Yel ile gelen sel ile gider.
Yeni fikirler uzun ömürlü olmak için çok yaşamış olaylara dayanmalıdır.
Yer yaşlandıkça acıları artıyor, insan gibi
Yerinde sayanlar yürüyenlerden çok ayak patırtısı eder.
Yerleşmiş safsatayı mantık değil ancak zaman sö­kebilir.
Yersiz yaygara bir anırmadır, az çok eşekliği ifade eder.
Yeryüzünün çamuruna sürünmeksizin düşünebilen­lerin hapsi beyin kardeşidir.
Yoksulluk rüzgarı her tozdan önce erdemi süpürür.
Yuvasını yıkmadıkça yılanın kökü kesilmez.
Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer. Alışkın olma­yanları ürkütür.
Yüksek makamlar ancak hafif başları döndürür.
Yüksek makamlar yüksek tepeler gibidir. Koşarak çıkanlara nefes darlığı verir.
Yüksek tepelerde hem yılana hem kuşa rastlayabi­lirsin. Fakat biri sürünerek öteki uçarak yükselmiştir.
Yüksel oğlum yüksel! Çıkmak için başvurduğun merdiveni soran bulunmaz.
Vahşi dünyada zor ne ise uygar dünyada da para odur.
Vakit nakittir çalışan için… Çalışmayan için aksine masraftır.
Vapurda, tramvayda, tiyatroda her genel yerde otur­mak için köşeleri tercih et. Hiç olmazsa bir tarafın özgür kalır.
Vatanını hemen her birey kendi fikirleriyle yönetil­mek için yaratılmış sanır.
Vesaire sözünü çok severim. Hafızamın ayıbını ört­tüğü için.
Vesayet altında yaşaya yaşaya kişi gibi toplum da biraz çocuk olur.
Vicdan, onu herkes yüreğinde taşımaz. Dilinde, midesinde ve hatta cüzdanında taşıyanlar vardır.
Vicdan yalan söylemez, ama sık sık yanılır ve yanıltır.
Ulu fikre harcanmış güzel ifadeden çok, basit ifade içinde bulduğum güzel fikre yanarım.
Ummadığınız ağızlardan çıkınca, gerçek deli saç­ması gibi görünür.
Usanç vermeyen durum yoktur. Şan ve şerefe va­rıncaya kadar.
Uykuda bütün insanlar insandır. Uyandıktan sonra­dır ki bazen hayvandan daha alçak olur.
Uykuda gördüğümüz rüyalar, uyanık gördüklerimi­zin her bakımdan binde biri kadardır.
Uzun söz uzun ökçe gibi kadınlara yakışır.
Uzun zaman için yazan, yazısına uzun zaman harcamalı. Çabuk yazılan çabuk unutulur.
Ün almak için zamana ya tamamıyla uymalı ya tamamıyla karşı koymalı.
Üzümün tatlısı bağbozumuna kalır.
Taht yıkmak taht kurmaktan güçtür.
Takdir gibi eleştirme de yerinde kullanılmalı ki kıy­metli olsun.
Takdir ve beğenmeme büyük adamın hor görme hi­zasını geçemez.
Talih beceriksizlerin ustalığa verdikleri isimdir.
Talih korkanları korkutur, cesurlara cesaret verir.
Talihsizin eli yağmurda veya kurakta kapansız. Avucu daima boş kalır.
Tam tarafsızlık insana göre değildir.
Tarihe her insan istediğini söyletebilir, mademki ölü­ler itiraz edemezler.
Tatlı anı mutlu yaşamın fazidir.
Taze heyecan duymayan yeni şiir yazamaz.
Tembelin iki meşhur bahanesi: Param yok, zamanım yok.
Tembellik bir çeşit vicdan uykusudur. Onun için bir kötülük olduğunun farkına varamayız.
Temiz alınların üstünde yalnız bir gök vardır. Doğru ve güzel fikir.
Temizlik yoksulluğa gizli bir acılık ilave ediyor.
Ter bedenin gözyaşıdır.
Terazi gerçekten adaletin timsalidir: Dili daima ağır basan tarafa yönelir.
Tesadüfün yükselttiği adamlar, gerçekten yüksek adamlardan daha yüksek görünür.
Tımarhanesi olmayan memleketlerde insan deli olmadığından nasıl emin olur bilemem.
Toplum bir saat gibi işlemeli. Geri kalmak gibi ileri gitmek de bir kusurdur.
Toplumlar şehirler gibidir. Harap olsalar da büyük ve sağlam parçaları ayakta kalır.
Toplumun yerinde harcanmayan her kuvveti bir si­yasi tehlike oluşturur.
Toprak: İşte milletin anası, dil: İşte milletin babası.
Tövbe, günah sabunudur.
Tükürük gibi gerçekler vardır ki ağızdan çıkınca iğ­renç olur ve yutulması gerekir.
Saadet o kadar görecelidir ki seni mutlu eden kom­şunu mutsuz edebilir.
Saçına kır düşen âşık yarım koca sayılır.
Saçlarıyla pek çok oynayan kadının, emin olabilirsi­niz ki aklı başında değil.
Sadakanı öncelikle kör dilencilere ver. Lutfunu gö­ren seni görmezse nankörlüğünden emin olabilirsin.
Sadık köpek dayağa dayanır, fakat sadakati dayak­la değil okşamakla sağlanmıştır.
Saflar başka türlü görüneyim derken iyice oldukları gibi görünürler.
Sağanak altında gülen ile ağlayan pek fark olun­maz.
Sağlık sarsılmadıkça hastane akla gelmez.
Sağlıklarında hürmet etmek istemediğimiz büyük adamlarla, ölümlerinden sonra övünmeye hakkımız kalmaz.
Sağlıklı düşünen her beyin az çok kuşkucu olmaya mahkumdur. Hiç kuşkuya düşmeksizin ancak deliler dü­şünebilirler.
Sahte yerinmek sahte sevinmekten kolaydır.
Sahte zarafet diken gibi yaşar ve diken gibi dayanıksızdır.
Sakalım olsa sözüm dinlenir, deriz. Kılıcım olsa sö­züm dinlenir, desek daha doğru olurdu.
Salya gibi bazı gerçekler vardır ki ağızdan çıkınca iğrenç olur, onları yutmak daha iyidir.
Samimi düşünenler ile taban tabana zıt bile olsam hoşlanırım. Çünkü fikirlerimizin görünüşü ne kadar de­ğişse güneş bir ve ışık birdir.
Samimi faciaların en acısı: Yüksek görünmek istedi­ğimiz göze gülünç görünmek.
Samimiyet hoşumuza gider, üstünlüklerimizden söz ettiği sürece.
Sanat dünyasında saldırı daima zaaftan kuvvete, aşağıdan yukarıyadır.
Sanat gibi sevgiyi de estetik besler. İstiyorsunuz ki uzun yaşasın, aşkınızı güzel, zarif, ince şeylere çeviresiniz.
Sanat için sanat belki sanattır, fakat geçindirmez.
Sanat için sanat, ben bu ilkeyi candan kabul etmi­şimdir. Çünkü dikkat ettim, yazacağım şeyin zararlı ve faydalı olabilme olasılığı zihnime uğrayınca samimiye­tim sarsılıyor.
Sanatçı gözünde açan bir çiçek, düşünen bir filozof­tan daha derindir.
Sanatçı olmak istiyorsan eserinin güzelliğinden dai­ma şüphe et: Sanatta en emin ilerlemenin yolu şüpheciliktir.
Sanatı güzellikler sevindirerek ve çirkinlikler yerindirerek yükseltir.
Sanatın ağlattığı göz bile ağlarken biraz sanatçı olur.
Sanatla evlenmeyen ilham, bence acınacak bir ihti­yar kızdır.
Sanatta yenilik ancak geleneğe tamamen hakim olanlardan çıkabilir.
Sarhoşluk çok kötü durum, ömrümde bir kez başı­ma geldi ve yalnız o gün ruhumda siyaseti andırır birta­kım duygular vardı.
Sarhoşlukta küstahlığın adı zeka olur.
Savaş ve barış konularında kedilerle köpeklerin ilişkileri iyi bir inceleme alanıdır.
Savaş zenginleri değil savaş kibarları çekilmez.
Sefahatten delikanlıyı nasihat değil sevgi kurtarır.
Selameti ancak olayların kurtuluşunda buluruz.
Sen, felan oğlusun, öteki fıstık oğlu… Sonunda bil­miş ol ki yavrum doğa çocuğuyuz.Gerçekten soylu odur ki göğsünü gere gere kendimin oğluyum, diyebilir.
Sen yalnız dilini tutmaya alış, diğer organlarını Allah korur.
Serbest ona derler ki başı ancak bilim ve zekaya bağlıdır.
Ses vardır ki kulağıma tükürüyor sanırım ve söz vardır ki sağır olmadığıma beni pişman eder.
Sevda ile kara sevda arasında hafif bir renk farkı vardır.
Sevdiği kadında her tuvaleti hoş gören erkekler ol­duğu gibi, beğendiği tuvalette her kadını hoş bulan er­kekler de vardır.
Sevdiğinden soğumak ister misin? Aranıza bir par­mak nikah çal.
Sevdiğine tam bir güvenle bakana tam seviyor de­nemez, gerçek aşk alıngan ve güvensizdir.
Sevdiğini insan, kendisinden başka herkese karşı kuvvetli, asi ve önemsiz ve aşağılayan bakışlarla görmek ister.
Sevdiğinin biraz aleyhinde bulunmak gizli sevdala­rın belirgin özelliğidir.
Sevdiğinizi yalnız kalbiniz değil, beyninizi ve vicda­nınız da ortaklaşa sev demeli.
Sevdiğinizin bir kadın farkına varmıyor mu, anlayı­nız ki bir başkasını seviyor.
Seven için sevdiği sürekli gençtir.
Seven kadın düşündükçe yanılır ve saçmalar.
Seven kadın sevdiğini dinlerken çok kere sözünü değil, sesini dinler.
Sevgilisinin yanında inceliğini ve zekasını kaybet­meyen adam gerçek âşık değildir.
Sevince o kadar az alışığız ki, dün akşam neşeliy­dim desem sorarlar, ne kadar içmiştin?
Sevinç ve keder: Yaşamda her gün girip çıktığınız cehennem.
Sevmediği halde kendisini âşık sananlar kadar da sevdiği halde âşık olmadığını iddia edenler vardır.
Sevmediğimiz adamın dostumuz olabileceğine inanmak ne iğrenç gaflettir.
Sevmediğimiz adamlar yer yüzünde çok yer işgal ediyorlar gibi gelir.
Sevmekten usanınca erkek kadını terk eder, kadın erkeği unutur.
Sıcak iklimlerde öğrendiğim bir gerçek: Sıcaklık kırkı aştı mı, bütün ahlak kuramları alt üst oluyor.
Sıhhatin var, aklın var, paran var, bilgin var, maka­mın var. Ey insaf et, düşmanın olmasın mı?
Sıradan sanatçı odur ki her eserinden memnun gö­rünür.
Sırasında bir alkış, hiç unutulmayacak bir iyiliktir.
Sırasında bir güzel kostüm, bir keskin kılıçtan çok cesaret verir.
Sırasında gülmek kesinlikle ciddiyete engel değildir. Doğru yaşa, özgür gül ve hiç korkma ki gururuna leke ge­lir.
Sırasında okşayan el kadar sırasında döven el de öpülmeye layıktır.
Siyaset dünyasında insaf, bir hırsız fenerdir ne tara­fı dilerse orayı aydınlatır.
Siyasette bir çıkar yol görmek ister misiniz? Gözü­nüze gözlük değil, belinize kılıç takınız.
Siyasette çok kere hekimlerin, hastalardan çok te­daviye muhtaç oldukları savunulabilir.
Siyasette doğru yürümeyi bilmeyenlerdir ki şimdi koşarlar, şimdi yerinde sayarlar.
Siyasette herkes kurtuluş sahilini kendi fikrinin ucunda görür.
Siyasette suç, hiçbir zaman öldürenin değil her za­man ölenindir.
Siyasi bir ihtiras içinde hareket edenlere ger­çeği anlatmak, çölde kumları ve okyanusta dalgaları yönetmekten daha güçtür.
Siyasi makalelerin çoğu, bir tarafı pişmiş omletler gibi ancak alt üst ettikten sonra yutulabilir.
Siyasi olaylar bazen facia bazen komedidir. Büyük diplomatlar o kadar becerikli oyunculardır ki ikisini de güzel oynarlar.
Siz meleklere seslenirken, bakarsınız bazen eşek­ler üstüne alınır.
Siz yalnız kötülüğü araştırınız, iyilik kendisini gösterir.
Size, niçin fikir değiştiriyorsunuz, diyenlere göğsü­nüzü gere gere şu cevabı verebilirsiniz, çünkü kendimi değiştiriyorum.
Sizi ahlaken yükseltmeyen aşk, emin olunuz ki bir taraftan kirlidir.
Sizi sevmeyenler ya kendilerini anlamadığınız ya da çok iyi anladığınız adamlardır.
Sofunun iki yüzlüsü dindarı kandırır, dinsizi değil.
Sokağın kıymetini, insan bazı toplantılardan çıkınca anlıyor.
Somurtmak istersen kendini düşün, gülmek istersen başkalarını.
Sonuçsuz hayaller kendi kendilerini yiyerek besle­nir.
Sosyal sorunlarda, kelimelerle söyle, fakat eserler ve olaylarla düşün. İş yerine laf koyunca siyaset değil edebiyat yapmış olursun.
Söyleyeceğini bilmeyen adamın dilsiz doğmamış ol­ması kendisi için şansızlıktır.
Söz ne kadar hararetli olursa, ancak çabuk tutuşan ve hemen sönen bir saman ateşi yaratabilir. Kalpten kalbe sıçrayan kıvılcımlardır ki sosyal yangınlara neden olur.
Sözlerimize bakarak hepimiz eşitlik isteriz. Fakat in­sanların bir kısmını ayaklar altında görmek pahasına, diğer kısmını başında taşımaya razı olmayacak kimse yoktur.
Sözümüz er geç özümüze benzer.
Sözümüz güzel de olsa, ara sıra sessizlikle çevrelenmedikçe sevimli olmaz. Gevezeler ne kadar söz us­tası olsalar sevimsizdirler.
Sözüne inanmayanlara yalancı kızar, inananlara acır, fakat içinden sevinerek.
Su dolu bir bardağın dibinde ben susuzluk hissede­rim. Çünkü bir susayan olmasa o bardak dolmazdı.
Su dökme tehlikesi, genellikle bardağı fazla doldur­ma arzusundan ileri gelir.
Su nesir ise şiir buluttur ve yükselirken içindeki tu­zu, sodayı ve çamuru yerde bırakır.
Sürüden ayrılanı sürü sevmez.
Süs merakı abartılınca kalbi ve beyni bile dizginler.
Şahsi mutluluk ancak toplumun mutluluğuyla tam olabilir.
Şakayı sevmeyenler kendi duygularına düşecek şakaların yarı doğru olmasından korkanlardır.
Şans eseri uçurumun kenarında dünyaya gelenler vardır. Onlar için her adım bir yaşam tehlikesi taşır.
Şebek kıçını görüp de yüzü kızarmayan adam, de­rin düşünmüyor demektir.
Şehirde ev edinen köylü, köyünden çok şehirde küstah olur.
Şen adam güneşe benzer. Girdiği yer aydınlanmış olur.
Şıpsevdilerin ruhu han odasını andırır. Her geçen­den armağan olarak biraz süprüntü bulursun.
Şiir bir müzik ise aşk orada orkestranın yöneticisidir.
Şiir daima gençtir: Ruhunuzda onun hayatını duyduğunuz sürece ihtiyarlamadığınız yargısına varabi­lirsiniz.
Şiir herkesin lakırdısı olamaz. Gerçi onda da söz­den söze yürüyeceksin, fakat ilahi adımlarla.
Şiir insan dudağına ilk doğar gibi taze olmalıdır ve onda yeni bir dil dünyaya getiriyor sanılmalıdır.
Şiir sevmek, diyen şiirden anlamadığını itiraf etmiş olur.
Şiir tarif etmez, kendi adesesiyle ancak dönüştürür.
Şiirde beceriksiz yenilik, ustaca işlemiş tekrarlardan üstündür.
Şimdi hemen bütün dünyanın tapınağı borsa, san­cağı para oldu..
Şüphe bazen bilinen yolu sislendirir, fakat bazen de meçhul kapısının anahtarı olur.
Şüphe hummalı hastaya benzer, uyumaz, uyuya­maz. Uyusa da korkulu rüya görür.
Şüphe yok ki şiir bir safahattır ve öyle olduğu için halk onu müzik dalgalarına sanat yoldaşlığı edecek bir söz oyunu, bir beste yardımcısı olarak kabul eder.
Rahat etmek istersen ayağını yorganına göre uzat ve tependen yüksek fikirlere uzanma!
Roma İmparatorluğunu yıkan zaman karşısında, benim üslubum elbette sigara dumanından daha çürük kalır.
Ruhu kör odur ki önündeki tarihi geçmiş tarih gibi açık göremez.
Ruhumuz içimizdedir ama biçimini etrafımızdan alır.
Ruhumuzda hapis kalan yaşların zehrine oranla, gözümüzden akanların acılığı hiçtir.
Rütbe aldıkça kibirlenenler, yangın kulesine çıkınca dürbün oldum sanırlardır.
Rütbe ve nişan bazılarını yükseltir, bazılarını alçal­tır.
Rüyada ağlayanın gözü yaşarmaz.
Para akıllıların dostu akılsızların düşmanıdır.
Para nereye gidiyor, anlamıyorsan kadınların ayak izlerini takip et.
Para sevgi yaratmaz, doğrudur. Fakat parasız sev­gi de çok yaşamaz.
Paradan dolayı endişe, dilencilerden çok bankerler­dedir.
Parasız kalmamak istiyorsan bağış yapmaktan de­ğil borç almaktan çekin.
Parasız şan ve şeref çevremizdeki toplumun en za­lim alay konusudur.
Parasızlık hiç yalan söylemeyen kara habercidir.
Pek çok yalan sonucu bakımından doğrudan fark­sızdır.
Pek doğal olmaya gelmez, terbiyesiz derler. Pek sa­mimi olmaya gelmez, saygısız derler.
Pek fenalar gibi pek iyiler de fenalık ile iyiliği hakkıy­la ayıramazlar.
Peygamberin bulunmadığı yerde evliya bolluğu gö­rülür.
Pilotları kıskanıyorum. Kanımca insanları gerçek ölçülerinde yalnız onlar görebiliyor.
Politika yarasa huyludur, çok aydınlıktan hoşlan­maz.
Politikada yanlış yola sapanlar daima hızlı yürürler.
Politikada iyilik ve kötülük bir zafer ve yenilgi sorundur. Girişimde başarılı olan her yönetim üstünlüğünü kanıtlamış olur.
Politikanın en belirgin hedefi maliye lokantasında bol ziyafettir.
Pusulamızın şaşırdığını şundan anlıyorum ki her birimiz kendi gözbebeğimizi kutup yıldızı sanıyoruz.
Putu bazıları tapmak, bazıları taşa tutmak için ister.

Bu içeriğe Tepkin Ne Olurdu ?
  • Etkilendim
  • Muhteşem
  • Olmamış
  • Sinirlendim
  • Sıkıcı
  • Berbat Dostum
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz