Devlet Bahçeli Sözleri

Bu ülke için yeminimiz var, vazgeçilmeyecektir. Yemini olanın ilke ve ülküleri değişmez, dönüşmez; yalnızca gelişir, genişler, yükselir.
Yalnız olmak, kimsesiz olmak değildir. Millet arkamızda dursun, Allah esirgesin ve korusun fazlasıyla kafi gelecektir.
Anlayana; bayrağı bugün ele çizen yarın yele verir. Halbuki bayrak şereftir, bağımsızlık sembolüdür; ancak baş tacı edilir, zirvelerle taçlanır.
Ülkücü olmanın zor, Ülkücü kalabilmenin daha zor olduğunu bilerek ülkülerimizi sevda, ülkemizi bayrak, Türklüğü yıkılmaz kale bildik.
Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanırız. Düne bakınca geleceği görürüz. Haine bakınca viran olmuş, veda etmiş insanlığı tanırız.
Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmazmış. Ben de diyorum ki zehirli niyetleri olanlar da milli öfkeden kurtarılamaz.
Cemil Meriç yine diyor ki: Kendini yığın haline getiren bir millet payidar olamaz. Tek kaygısı para olan bir yığın yaşayamaz. Biz bu değiliz
Milli namus varlığımızın teminatıdır. Çiğnenirse yok olur, çözülürse mahvoluruz. Bu nedenle herkes uyanık ve şuurlu davranmalıdır.
Merhum Peyami Safa umutluydu ve diyordu ki; “Bu dünyada ölümden başka her şeyin çaresi vardır.” Var olmasına var da, hani nerede?

Sözüne dikkat et ki başın gitmesin, dilini tut ki dişin kırılmasın.
Dil aslandır, bak, eşikte yatar; ey ev sahibi, dikkat et, senin başını yer.
Mabedi rüşvet ve ihanet olanlar sürekli geri viteste dolaşıyor, sürekli riyakarlık makyajıyla dolambaçlı yollara sapıyor, sel gibi akıyor.
Aç vatan göğsünü İlah’ına aç, Şühedanı çıkar da ortaya saç.
Git vatan! Kabe’de siyaha bürün. Bir kolun Ravza-i Nebi’ye uzat, birini Kerbela’da Meşhed’e at. Kâinatta o heyetinle görün.
Oysa tırnak herkeste vardır, mertlik er kişiye hastır. Tek tırnaklılar gibi dörtnala kaçmaktansa vatanın yanında durmak en doğru olanıdır.
Tırnakçılıkta ustalaşanlar, tırtıklamakta uzmanlaşanlar, tırnak edebiyatı yapıp tırpanladığı topraklarımızın bedelini ödemekten kaçıyorlar.
Hatırdan çıkarmayın ki, gizlenecek tek bir yeri olanın kurtuluş imkanı tekten azdır.
Diyorum ki, şiddet dursun sevgi konuşsun. Kavga yerine kucaklaşalım, küslük yerine barışalım. Birlikte bir millet olduğumuzu unutmayalım.
Hal ortada, bir çöl ki sudan vazgeçtim, yok ye’simi aldatmaya bir damla serab.

Arkamda serilmiş yere bir mazi var. Karşımdaki müstakbelim ondan da harab.
Büyük şairimiz Mehmet Akif’in şu sitem ve serzeniş dolu mısralarındaki hissiyatı yaşamamak ve yaşatmamak en büyük dileğimdir.
Hayatımız karakterimizin değil, karakterimiz hayatımızın mahsulüdür. Dengeye, değere ve güvene yelken açmış bir hayat esenliğin müjdesidir.
Ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa kanatları fayda eder mi? Şiddetin kaynağı kurursa hayat zindana döner mi?
Şiddet damla ise, merhamet ve şefkat denizdir. O halde, damla denizle başa çıkabilir mi?
Dirayetsizliğin böylesine pes artık, kifayetsizliğin böylesine yok artık, acziyet ve şuursuzluğun böylesine yeter artık denir.
Başka birileri de aklını kaçırmış gibi sızlanıyor, molotof kokteyli kullananlara karşı halkın kendini savunacağını söylüyor. Yazık ki yazık.
Birileri de durmadan ehl-i fesad gibi konuşuyor, saraydan saadetimizi taşlıyor, huzur ormanımızı yakıyor, ahlakı yok ediyor.
İlkellik hiç bu kadar revaçta olmamış, hiç bu kadar sözünü geçirememişti. Cürüm ve cinayet hiç bu kadar egemenlik kurmamış, öne geçmemişti.

Bu içeriğe Tepkin Ne Olurdu ?
  • Etkilendim
  • Muhteşem
  • Olmamış
  • Sinirlendim
  • Sıkıcı
  • Berbat Dostum
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz