Güzel Sözleri Yeni Sitesine Hoşgeldiniz 15 Kasım 2018

Kahraman Tazeoğlu Sözleri

  • Gözlerini gözlerime çakıp içime daldı. Baktığıydım ama gördüğü değildim.
  • Gitsem kalmalar saldırıyor, kalsam gitmeler çağırıyor.!
  • Şimdi benim son diye bitirdiğime, kimbilir kimler ilk diye başlayacak.
  • Ey ayak izleri kalbimde kalanım… Şimdi herkes biraz daha sen. Her saat biraz daha geç ve aylar fazla geliyor yıllara.
  • Birini sevmek için karşılık beklemem ki. Zaten sevdiğim hiçbir şarkı da benim için bestelenmedi.
  • Korkma ve sen sana gözlerimden bak!
    Gör nasıl seveceksin kendini.
  • Sen, bana rağmen kendine iyi bak
    Ben, sana rağmen hoşça kalırım.
  • Şimdi söyle; bu denizin dibinde, bu geminin kırık-dökük güvertesinde, bu yırtık yelkenle, bu yönsüz rüzgarın içinde bu aşk nereye gidiyor usta?
  • Çok mu saftım yoksa çok mu kaptırdım. sahi ya uzun uzun gözlerine dalardım. Ne bileyim işte bi vardın, şimdi yoksun.   
  • Aklım kara kış ellerim seni üşüyor bugün günlerden soğuk.
  • Şimdiyi yok saymak, yarını ertelemek ve fotoğrafların sınırlı karelerinde, sen’li dünleri yaşamak da, yalnızca, yalnızken yapılacak akıl karı bir deliliktir ve delilik, yalnızlığın en yalın tanımıdır!
  • Evdeki bayat ekmek gibiydin.Ben sana nimet deyip başımın üstünde tutarken, sen gidip başkalarının çöplüğünde küflenmeyi tercih ettin.
  • Aşka inanmak kendini sevmektir yüzündeki ünlemi bozmadan. Bilmez misin? Sana aşkın iki kişilik bir yalan olduğunu öğretmediler mi? Neden her seferinde kanıyorsun öyleyse?
  • Bana geldiğin yol aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında Oysa ben gelişini “milat” sayacak kadar başlıyordum aşka.
  • Acının yan etkisi, güçlü bir karakter armağan etmesidir size.
  • Son sigaram gibiydin sen sevgili, kıyamazdım içmeye. O cebimde kırıldı, sen kalbimde..   Gözyɑşlɑrın süzülüyor sɑçlɑrınɑ doğru. Her bir dɑmlɑ dɑğlıyor beni. Bin pɑrçɑyɑ ɑyrılmış bedenimin tek bir pɑrçɑsı bile dokunɑmıyor sɑnɑ. Öyle uzɑğındɑyım ki.Biliyorum “yarın yeni bir gün doğacak” hikayeleri, inananı kanatır ancak. O yüzdendir sadaka vaatlere tenezzül etmeyişim.Altını çize çize okuduğunuz kitaplar vardır. Çok sayfalı kalın kitaplardır bazen bunlar. Günler, haftalar, hatta belki de aylar sürer okuyup bitirmek. Bitirdiğinizde belki size hiçbir şey vermez o kitaplar ve siz harcadığınız zamana üzülürsünüz… Ama bir bakarsınız ki aklınıza bir çivi gibi mıhlanan altını çizdiğiniz o cümleler hayatınızı değiştirmiş, koca bir romandan sadece altı çizili üç-beş satır size hayatın anlamını öğretmiştir.

     

    Aklım kɑrɑ kış ellerim seni üşüyor bugün günlerden soğuk.

     

    Bana geldiğin yol aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında Oysa ben gelişini “milat” sayacak kadar başlıyordum aşka.

     

    Hiç düşünmemiştim bir isim ve iki bağlacın yan yana gelip de içimi bu kadar acıtacağını; taa ki sen elveda diyene kadar.

     

    Karşımda bir adam var şu anda; güncesine düştüğü mayınlı satırlarla benli zamanların izini süren. Sen ki bir dar zaman mutluluğuydun yüreğime sızıveren. Ben ki yüreğinin kıyısında taşıdığın uçuruma dokunabilen ilk kadın!

     

    Ben uslu bir aşıktım; gel dedin geldim sev dedin sevdim bit dedin bittim şimdi unut diyorsun ya yaramazlığım tuttu unutamıyorum!

     

    Acının yan etkisi, güçlü bir karakter armağan etmesidir size.

     

    Biliyorum “yarın yeni bir gün doğacak” hikayeleri, inananı kanatır ancak. O yüzdendir sadaka vaatlere tenezzül etmeyişim.   

    Gece biz, mevsimler biz, tedirgin biz, “ihɑnet” bütün benliğiyle “sen” Karşısında oturup izliyorum, O ağlıyor ben ölüyorum..

     

    Ben seni yere göğe sığdıramazdım, sen benim üstüme basıpta mı geçtin ? Söyle; ne zaman başladın, ne zaman bittin ? Zaten geç kalmıştın, bir de erken gittin .. Canıma tak ettin ayrılık, inan yettin !

     

    Hiç buluşmɑdığımız bir yerde hiç bilmediğin bir sɑɑtte seni bekliyorum. Gelmen pekte ɑnlɑm ifɑde etmiyor. Ben seni beklemeyi hɑlɑ çok seviyorum..

     

    Başlamayacakmış gibi gelmişti, bitmemiş gibi gitti. Kaçmak mıydı gitmek miydi anlamadım. İnsan böylesi bir gidişte neye doğru ilerlerdi? Kaderden kaçmak mıydı bu gidiş, yoksa kadere miydi? Tutuştu böylesi gitmelere hazırlıksız çıra yüreğim.

     

    Seni bir “ɑnı” olsun diye sevmedim ve hiç ɑldɑtmɑdım.

     

    Acımɑsız olɑn sendin sevdiğim. Ben seninle birlikte ölebileceğimiz günü düşlerken, bensiz yɑşɑyɑbilen sendin sevdiğim. Bɑk sɑnɑ hâlâ sevdiğim diyorum; çünkü ben seni içimden terk etmedim çünkü ben seni intihɑr etmedim, çünkü ben uğrunɑ ölebileceğimi sɑndığım biri için yɑşɑdım hep!

     

    Severken “biz” giderken “sen” ve “ben” kɑlırken iki “ɑşk yoksunu”. “Aşk iki kişiden birinin yokluğudur!” ɑnlɑyışındɑ mermer sertliği deli ɑklı sɑrɑ nöbeti. Oysɑ vɑrsɑn vɑrdı ɑşk ve yoksɑn yoktu her şey. Ve her şey en çok sen yokken hiçbir şeydi.

     

    Kɑrnımɑ ɑvuçlɑrımlɑ bɑstırsɑm sensizliğe doyɑrmıyım sence..

     

    Ustɑ! Hiçbir gidiş ɑşk kɑdɑr suçüstü yɑkɑlɑnmıyor kɑlbe.

     

    Hiç düşünmemiştim bir isim ve iki bağlacın yan yana gelip de içimi bu kadar acıtacağını; taa ki sen ‘el’ve’da’ diyene kadar.

    Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sɑrıyorsun yɑrɑlɑrımı. Hiç kimsenin dokunɑmɑdığı yerden kɑnɑtıyorsun sonrɑ.

     

    Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense. Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı… Olamayacağı… İlk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değil, seninle karşılaşmaktan korkuyorum.

     

    Gözlerine şiirler yazmıştım, yazma dedi sözcüklerim akmaya başlarsa gözlerimden cümlen olurum dedi.

     

    Git artık yar sustuklarını bna harcama! Yaslanma gôzlerime bu yükü kaldıramam.

     

    Ne içimden terk edebiliyorum seni ne de terk ettirebiliyorum sana içimi!

     

    Anne bak yine terli terli aşk içtim. Ateşim düşmüyor yarin yüreğine.

     

    Diyorlar ki küsme aşka daha kimler gelecek kimler geçecek.Bilmiyorlar ki en son giden herşeyimi götürdü. Bilmiyorlar ki en son giden daha sonra gelecekleri bile götürdü.

     

    Aklım kara kış ellerim seni üşüyor bugün günlerden soğuk.

    Bunca zaman boyunca ya elini tutmayacaklara uzanmıştır elin, ya da bırakıp gidecekler hep el vermiştir sana.  Kahraman Tazeoğlu – Bukre

     

    Susmak birilerini konuşmaya mahkum etmekti. Ve en çok konuşan en fazla hata yapandı her zaman. En çok susanın hep haklı kaldığı gibi. Kahraman Tazeoğlu – Araz

     

    Kimse kimsenin yerini dolduramıyor, zaten doldurması da gerekmiyor.  Kahraman Tazeoğlu – Vazgeçtim

     

    Ama gitme. Daha saat hoşça kalı göstermedi. Bitme. Kahraman Tazeoğlu – Başka (Ayrılık Ayrı, Aşk Bitişik Yazılır)

     

    Kimliğimi soruyor birileri, çıkarıp resmini gösteriyorum. (Kahraman Tazeoğlu – Başka (Ayrılık Ayrı, Aşk Bitişik Yazılır)

     

    Oysa bilmeliydin; bütün bir hayatı ürpererek yaşama cesaretiydi aşk. Kahraman Tazeoğlu – Araz 

     

    Beni ben olarak kabullenemediği için değiştirmeye çalışarak sevmeye kalkışan, başaramayınca da terk edip gidene sadece “piç” derim.  Kahraman Tazeoğlu – Vazgeçtim

     

    Bir gün aradığın insanı hayatına alırsan sakın ona nefesim deme! Aldığı her nefesi geri veriyor insan. Kahraman Tazeoğlu – Bukre 

     

    Kadınlar kalbinden sildiklerini aklına yazar. Kahraman Tazeoğlu – Bukre

     

    Kiminin çöle döner yüreği, kimi içinde bir yanardağ saklar. Kahraman Tazeoğlu – Yaralı

     

    Bugün seni düşünmeden yaşayabilmeyi başardığım ilk gün. Hadi topla seni benden. Kalbim seni uğurluyor. Al bu yara sende kalsın. Artık beni acıtmıyor.  Kahraman Tazeoğlu – Yaralı

    En acısı da ne biliyor musun? Aslında sana hiç sahip olamadığımı, seni kaybettiğimde anlamış olmam! Kahraman Tazeoğlu – Bukre

     

    Bir zaman sonra mutlu olduğu için gülümsemese de gülümsediği için mutlu olduğunu sanmaya başlıyor insan. Kahraman Tazeoğlu – Kayıp Yüzyılın Prensesi Oylum

     

    Hayat bana düşündüğüm her şeye inanmamayı öğretti. Kahraman Tazeoğlu – Söz

     

    Unutma; karanlığı aydınlatmazsan, zamanla o karanlığa alışır gözlerin.  Kahraman Tazeoğlu – Söz

     

    Aşk, gözlerini kocaman açarak bulduğun ve sımsıkı kapatarak yaşadığındır.  Kahraman Tazeoğlu – Söz 

     

    Hangi anıyı silerek başlar insan unutmaya? En acı olanı mı yoksa unutması en kolay olanı mı?  Kahraman Tazeoğlu – Yaralı

     

    Kendime olan suskunluğumu aşmaktı yazmak. Dilimin dönmediğine harf giydirmekti.  Kahraman Tazeoğlu – Yaralı

     

    Ayrılıkta vardı aşkın içinde. Her şey gibi… Çok seven de az seven de bir gün giderdi. Herkes gibi. Hayat bana bir şey daha öğretti; aşk her şeydir ama her şey Aşk degildi… Kahraman Tazeoğlu – Kıyısızlar

    Elimde olsa gitme diye gölgene bile sarılmak isterdim. Ama çok yalnızım. Aynaya bakarken bile yalnızım. Sen hiç dokunulmayı bile özleyecek kadar yalnız kaldın mı? Kahraman Tazeoğlu – Yaralı

     

    Yaşananların üstünü örtecek kadar şeffaf bir kelimem yok. Sen bilirsin ürkekliğimi, tarhiten çalınmış eğrelti kahramanlığımı… Çekerim kılıcımı zamana, ama kesip atamam biriktirdiklerimi. Gözlerim yağar, toprak kokar ve filizlenir kabuk bağlayan yaralarım. Dilek kipleri bağlarım. Kaçışlarım sana meylimdendir. Sessizliğine sığınışım, kabullenişimdir her şeyi. Sakın, “Neden?” diye sorma. Verdiğim her cevap, mayındır pişmanlığıma.  Kahraman Tazeoğlu – Susacak Var

     

    Ağlasan da ağlamasan da uğruna ağladığın insan değişmez; çünkü senden akan gözyaşı onda hiçbir şeyi temizlemez… Ne gariptir, dışarı akan suların insanın içini temizlemesi… Kahraman Tazeoğlu – Yaralı 

     

    Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende,busesi bende kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum. Kahraman Tazeoğlu – Bukre

     

    İçinde sönmemiş bir yanardağ taşımak böyle bir şey. Her an patlayabileceğini biliyorsun ama sönüp gitsin isterken patlamasını bekliyorsun. Kahraman Tazeoğlu – Yaralı 

     

    Her şey bir cümleyle başladı. Bizi kelimeler buluşturdu. Bazen bir cümle hayatı baştan aşağı değiştirmeye yetiyor. Kahraman Tazeoğlu – Yaralı

     

    Hayatımın hiç bitmeyen ama beni tek seferde bitiren gecesiydi. Sabah güneş doğarken gözyaşlarım kurumuş ve kalbim tükenmişti.  Kahraman Tazeoğlu – Yaralı    

    Acıyı Aşka Yama Yaptım

    Bitiyor zaman.

    Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor.

    Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler.

    Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi.

    Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim.

    Bilirim, acı verişindir bu kadar sözcük dizdiren.

    Ömrümü ömrünün ardında sürüyen…

    Aynaları kırıldı mutluluğumun.

    Söz dinlemeyen yanımı artık çok iyi tanıyorum.

    Ayağım takılıyor bir acıya ve yokluğunun üstüne düşüyorum.

    Hala üşüyorum…

    İğne deliğinden geçiriyorum sevdayı.

    Sen oluyor nakışımın adı.

    Bir an sen oluyorum anlayışsız, vurdumduymaz…

    Sonra bana dönüyorum. Bak hala ağlıyorum…

    Harf harf işlerken kelimelerimi,

    şimdiden yerleştiriyorum acılarımı parmaklarımın ucuna.

    Son düşen cemreyi de ayırıyorum payıma.

    Kapatıyorum gözlerimi.

    Hadi git yâr, geldiğin gibi.

    Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.

    Anlamadım yâr Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?

    Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?

    Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?

    Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?

    Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi,

    hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili. S

    ana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor.

    Yok, mu önümde senden gayri gidecek bir yol?

    İçim yine aynı mısra’ları tekrarlıyor..

    Yamaçlarımda senli güzel düşerim var

    Ama düşlerime damlayan zehir de sensin yâr

    Bulamadım yâr.

    Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım.

    Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım.

    Ben acıyı aşka yama yaptım.

    Hafife almadım duyuları.

    Kuytu köşelerde ölümüne besledim sevdayı.

    Acıydı bildiğim aşkın ön adı. Hiçbir şehre sığmadı yüreğim.

    İstanbul sen de yüreğimi ayaklarına doladın.

    Ve sen düştün ben kanadım.

    Ezildim, yarama yine koskoca bir kenti bastım.

    Büyük bir uykudan ibaret sandım satırlarda yaşamayı.

    Kelimeleri vurdum kumsallara.

    Canımı ağrıttım ardında.

    Ve bir taş daha attım içimin karanlık dehlizine.

    Hüzün meskenine kilitli aşk hangi makamı kabul ediyordu ki sözlerine?

    Hangi yaram düşlerimi sana vurduğumda acı damlatmıyordu?

    Gerçeğimde olmayan yâr gönlümden git!

    Hadi git! Ben sarsılan bir şehrin enkazı olmaya razıyım.

    Ben, yine kâbuslar saklarım yatak başlarımda.

    Ve sana şiirler biriktirmekten vazgeçerim.

    Sessizliğimin sesini dinlerim bir sonbahar sabahında…

     

Bu içeriğe Tepkin Ne Olurdu ?
  • Etkilendim
  • Muhteşem
  • Olmamış
  • Sinirlendim
  • Sıkıcı
  • Berbat Dostum

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz