Güzel Sözleri Yeni Sitesine Hoşgeldiniz 17 Kasım 2018

Özgür Bolat Sözleri

ÖĞRENME ARAÇTIR

 

Çocuklara karne hediyesi vaat etmek birçok açıdan sakıncalı.
İlk olarak karne hediyesi çocuğa “Okulda başarılı  olmak, kendi içinde değersizdir” mesajı verir.
Böylelikle öğrenme, amaç olmaktan çıkar, araca dönüşür.
Asıl amaç, hediyeye ulaşmak olur. Öğrenme değersizleşir. Bir insan, sadece öğrenmek için öğrenmelidir.
BAŞARI VE GELİŞİM

 

Hediye; hediyeye ulaşabileceğini düşünen çocukların motivasyonunu artırır ve çocuk sınıfını başarıyla geçer. Çocuk da aile de mutlu olur.
Ama aslında çocuk, başarıyı (karne hediyesi) gelişime tercih etmiş olur. Gerçek öğrenme ikinci plana atılır.
Örneğin; çocuk öğrenmesi zor olan işleri, başarısız olma korkusundan dolayı seçmez. Kolay işleri seçer. Başarıyı, gelişime tercih eder.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR MOTİVASYON

 

Karne hediyesi çocuğu motive etse de aile kendisini tuzağa düşürmüş olur.
Çünkü her sene hediyenin değerini arttırmak gerekir. Çocuk aynı değerdeki bir hediyeyle motive olmaz.
Her sene hediyenin değerini arttırmak da mümkün değildir.
Çocuk, hediye için değil de öğrenme  için çalışırsa, sürekli motivasyonu olur.

 

MOTİVASYON ÖLÜR

 

Karne hediyesi bazı çocukları kısa sürede motive etse de bazılarının da motivasyonunu tamamen kaybettirir.
Çünkü hediyeye ulaşamayacağını düşünen çocuklar, bir süre sonra çalışmayı bırakırlar.
Bu durumda çok da üzülmezler. Çünkü karne hediyesi çocuğa kötü not alma hakkı verir.
Aile bu durumda çocuğuna bir şey diyemez, çünkü çocuk, “İyi not alırsam hediye alacağınızı söylediniz. Ben hediye istemiyorum. Öyleyse kötü not alabilirim.” der.
Yani, kötü not alma hakkı otomatikman meşrulaşır.

 

BENİM İÇİN ÇALIŞ

 

İyi not almak ve sınıfını geçmek çocuğun sorumluluğundadır.
İnsanlar sorumluluklarını bir şey kazanmak için değil, değerlerinden dolayı yapar.
Aile karne hediyesi vaat ettiği zaman, çocuğa “Sınıfını benim için geçmelisin” mesajı verir.
Çocuğun sorumluluk alması engellenir. (Aslında not sistemi de yanlış bir sistem ama. Ona burada girmeyeceğim.)

 

YAPAY SEVGİ

 

Aile karne hediyesi vaat ederse ama çocuk kötü not getirse, hediyeyi alamaz.
Bu durumda aile çocuğa şu mesajı verir: Biliyorum sen tableti (karne hediyesi) çok istiyorsun. Benim bu tableti seni sevdiğim, seni mutlu etmek veya oğlum/kızım olduğun için almam gerekir ama almıyorum. Çünkü istediğimi yapmadın.
Böylelikle çocuk değersiz hissetmeye başlar.

 

NEDEN HEDİYE?

 

Peki, hediye zararlıysa, aileler neden hediye veriyor?
Çünkü okul çocuklarda iç motivasyon oluşturamıyor. Okullarda keşfetme ve öğrenme olmuyor.
O zaman aile bu tür dış motivasyon kaynaklarına başvurmak zorunda kalıyor.

 

NE YAPMALISINIZ?

 

Bu sene için çocuğunuza söz verdiyseniz, sözünüzü mutlaka tutmalısınız. Yoksa güven kaybedersiniz.
Ama diğer yıllar için çocuğunuzla konuşmalısınız.
Sizin için değil, kendisi için eğitim aldığını söylemelisiniz. Öğrenmeye odaklanmalısınız.
Ama bu tek başına yeterli olmaz. Okulların da aynı zamanda gerçek öğrenme ve keşfetme ortamı yaratması gerekir.
O zaman hediye vaadine gerek kalmaz ve evde yapay sevgi oluşmaz. Her çocuk gerçek öğrenmenin tadına varır.

insanlar yaklaşık 100.000 yıl avcılık ve toplayıcılık, 12.000 yıl ise tarım çağında yaşadı.

Son 100 yıldır da bilgi ve yaratıcılık çağında yaşıyor.

 

Yani, insanlık tarihinin %90’u avcılık ve toplayıcılıkla geçti. Doğal olarak da bu yaşam tarzına uyum sağlayan insan, bilgi çağında birçok sorun yaşıyor.

 

Çevre ile insan doğası örtüşmüyor. Bu da birçok çocuk yetiştirme sorununu ortaya çıkarıyor. Nasıl mı?

 

UYKU

 

Geçmişte gece korkmaları yoktu. Çocuk, anneyle beraber uyuyordu. Çocuk  her iki-üç saatte bir beslendiği için, insanoğlunun uyku döngüsü (derin ve hafif uyku) buna göre ayarlandı.

 

Çocuk ve anne, nefes aracılığıyla senkronize olduğu için, çocuğun beslenme saati gelmeye yakın, anne de doğal olarak hafif uykuya geçiyordu. Uyanıp, çocuğun emzirip tekrar yatıyordu. Uygarlık geldi, senkronizasyon bozuldu. Anneler yorulmaya başladı.

 

OYUN

 

Oyun sorunu yoktu. Çünkü kabilenin çocukları beraber oynuyordu.  Uygarlık geldi. Çocuklar binalara sıkıştı. Arkadaş bulamaz oldu. Yapay bir sistem olan oyuncaklar ortaya çıktı.

 

Çocuklar aileleriyle daha çok oynamak zorunda kaldı.  Aileler yorulmaya başladı. Halbuki çocuk etrafında başka çocuk bulsa, sorun olmayacaktı.

 

Çocuklar okulda başka çocuklar buldu ama bu sefer de beraber oyun oynama hakkı verilmedi. Böylelikle çocuk da bilgisayara yöneldi.

 

EMZİRME

 

Eskiden emzirme sorunu yoktu. Çünkü çocuk her zaman anneyle beraberdi. Hatta bu yüzden antropologlar, insan türüne ‘taşıyan tür’, diğer türlere ise ‘yuva kuran’ veya ‘yuvasız tür’ der. (Bu arada ağlama, sadece ‘taşıyan türlerde’ var.)

 

Emzirme bazen 2 ile 4 yıl arası sürüyordu. Uygarlık geldi. Emzirme sorunu ortaya çıktı. Anne çocuğu ile daha az zaman geçirir oldu. Yapay bir sistem olan emzik ve farklı besleme yöntemleri ortaya çıktı.

 

Gelişmiş toplumlar, çalışan kadını korudu ve ona çocuk hakları verdi ama gelişmeyen toplumlar kadını çocuğundan daha da uzaklaştırdı.

 

YEMEK YEMEME

 

Çocuğun 2.5 yaşında keşfetme isteği tavan yapar, hareketlenir ve her şeyin tadına bakmak ister. Doğa da geçmişte çocuk zehirli mantarları yemesin diye, yemek yeme dürtüsünü bu sürede azalttı.

 

Ama uygarlık gelince, bu mekanizma karşımıza ‘iki yaş sendromu’ (Terrible Two) olarak çıktı. Geçmişte çocuğu koruyan bu mekanizma, çocuğa zarar vermeye başladı. Çocuğa yemek yedirmek zorlaştı.

 

SOSYALLEŞME

 

Eski kabilelerde herkes birbirini tanıyordu. Kabilenin değerleri aynıydı. Uygarlık geldi. Ailenin çocuğu için arkadaş seçme kaygısı başladı. Çünkü uygarlık farklı sınıflar ve değerler doğurdu.

 

Erkekler babalarıyla ava gidiyor, kızlar ise anneleriyle toplamaya çıkıyordu. Aile birlikte çokça zaman geçiriyordu. Annelerin ve babaların, çocuk ile bağlanması doğal bir süreçti. Uygarlık geldi. Anne ve baba çocukla daha az zaman geçirir oldu. Çocukta yalnızlık duygusu başladı.

 

Eskiden insanlar sosyalleşirdi. Birlikte zaman geçirirdi. Uygarlık geldi. Sosyalleşme azaldı. Yapay sosyalleşme aracı, televizyon ortaya çıktı. Tüm yapay sistemler gibi bu da mutsuzluğu tetikledi.

 

GELİŞİM

 

Çocuk annesinin ve babasının yanında, hayatta kalma becerisi kazanırdı. Özgüvenli olurdu. Uygarlık geldi, okullar kuruldu. Okullarda beceri kazandırma durdu, bilgi kazandırma başladı.

 

Çocuklar gelişim ihtiyacını karşılayamadı. Oyunlara yöneldi. Sürekli seviye atlayarak sahte gelişim sistemleri oluşturdu.

 

ÇOCUK SAYISI

 

Eskiden aileler daha çok çocuk doğuyordu. Çocuktan tek beklenti yaşaması ve aileyle çalışmasıydı. Uygarlık geldi.

 

Aileler bir ya da iki çocuk doğurmaya başladı. Çocuktan beklenti arttı. Beklenti de çocuğu şekillendirme ihtiyacı doğurdu. Aile, ‘’Çocuğu öyle şekillendireyim ki başarılı olsun’’ demeye başladı. Şekillendirme ihtiyacı ile mutsuz çocuklar büyümeye başladı.  Sadece şekillendirme ihtiyacının üstesinden gelen aileler, mutlu çocuklar yetiştirebildi.

 

DOĞAL BÜYÜME

 

İnsanın doğal büyüme hızı arttı. Eskiden bir kabilede 1000 kişi varsa, bir sene sonra 1003 kişi oluyordu. Uygarlık geldi. Nüfus artışı giderek yükseldi. 1000 kişi varsa, bir sene sonra 1011-1020 olmaya başladı.

 

Besin ve yerleşim sorunu ortaya çıktı. Besin görünümlü yapay yiyecekler ortaya çıktı. İnsanlar doğadan uzaklaştı. Sağlık sorunları başladı.

 

MİKRO SİSTEMLER

 

Kısacası, insan doğası ile çevre savaşmaya başladı. İnsan, uyum sağlamadığı bir ortamda yaşamaya ve kendisiyle çatışmaya başladı.

 

Doğadan, doğal yapıdan ve kendi doğasından uzaklaştı.

 

Böylelikle çocuk yetiştirmek daha da zorlaştı.

 

İnsan elbette geçmişe dönemez. Geçmişe dönelim, de demiyorum. Ama insan doğasını anlamak iki açıdan önemli. Birincisi, insan doğasını anlamadan çocuktaki sorunları çözemeyiz. Anlamak, empati getirir.

 

İkincisi de uygarlık sınırları içerisinde, insanı anlayan sosyal politikalarla, insan doğasına uygun mikro sistemler ve alanlar oluşturmazsak, sağlıklı nesiller  yetiştirmek daha da zorlaşacak.

Bu içeriğe Tepkin Ne Olurdu ?
  • Etkilendim
  • Muhteşem
  • Olmamış
  • Sinirlendim
  • Sıkıcı
  • Berbat Dostum

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz